İnsülin Direnci Ve Yemekten Sonra Şeker Düşmesi Nasıl Anlaşılır?

Kilo vermek ve sağlıklı yaşamak isteyenlerin sıkça karşılaştığı kavramların başında insülin direnci ve reaktif hipoglisemi (yemekten sonra kan şekerinin düşmesi) geliyor.
 
Yükselen kan şekerini normale indirmek insülin hormonunun birçok görevinden sadece bir tanesi ve maalesef bu hormondan başka da bu işi yapabilecek yok. Diğer taraftan, düşen kan şekerini yükseltmek için ise vücudumuzda en az 4 tane hormon var. Demek ki, doğanın asıl endişesi kan şekerinin çok yükselmesi değil de kritik bir seviyenin altına düşmesi.
 
Yanlış beslenerek vücudumuzu uzun süre şeker bombardımanına tuttuğumuzda metabolizmamızın tek savunma mekanizması (adeta sigortası): insülin düzeylerini giderek yükseltmek. Ancak bu da bir noktadan sonra maalesef istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. İştah artışı (bilhassa tatlı, bazen de tuzlu atıştırma krizlerine kadar varabilen), kilo alma, bir türlü kilo verememe, geçmeyen baş ağrıları, olur olmaz bulantılar, yemekten sonra fenalık hissi (bayılacak gibi olma), odaklanamama, çarpıntı, tahammülde azalma (öfke kontrolünde güçlük), ödem, ciltte yağlanma, sivilcelenme ve hatta tüylenme bunlardan sadece birkaçı. Kulağa tanıdık geliyor mu..?
 
Özellikle yeni doğum yapmış annelerden bu tür yakınmaları duyarız. Diyelim ki bu yakınmaların bir veya birkaçı sizde var  veya hiçbiri olmadığı halde kilonuzu korumak, sağlıklı ve uzun yaşamak istiyorsunuz (not: araştırmalar uzun ömürlü insanlarda insülinin düşük olduğunu göstermiş!); o halde ilk yapmanız gereken şeylerden biri hekiminizden sizde insülin direnci veya hipoglisemiye meğil olup olmadığını belirlemesini istemek olmalı (bir ipucu: egzersiz yaparken yağlarını eritmek isteyenlerin insülinin kanda yüksek olmadığı zamanları tercih etmesi gerekir çünkü yüksek insülin depo yağların enerji için yakılmasının karşısındaki en büyük engeldir!)
 
Şeker yüklemesi olarak bilinen ve gizli şeker tanısında tüm dünyada yaygın olarak kullanılan test standart teşhis yöntemi olmakla birlikte hem hastalar için nahoş bir deneyim yaşatması (10-12 saatlik bir açlıktan sonra boş mideye pudra şekerli bir bardak su içmeyi ve yemek yemeden 2-3 saat daha aç kalmayı gerektirdiğinden) hem de kan şekeri ve insülindeki dalgalanmayı net olarak gösterememesi nedeniyle hekimleri alternatif arayışına yöneltiyor. İçeriği normal bir öğündekine benzer bir test yemeği yenmesi esasına dayanan ve yarılanma ömrü 6 ila 10 dakika olan (yani kan seviyesi oldukça hızlı değişebilen) insülin hormonu hakkında daha fizyolojik bilgi sağlayan bir diğer test ise ister sabah isterse öğlen dahi yapılabiliyor.
 
Uygulama: Aç karna gelen hastaya standart şeker yüklemesinde verilen kaloriye eşdeğer bir yemek yedirilerek bu yemekten hemen önce ve ilk lokmadan sonra belirli aralıklarla hem şeker hem de insülin düzeylerini ölçmek için kan numunesi almaktan ibaret bu test duruma göre 4, hatta 5nci saate kadar uzatılabiliyor. Ölçüm değerlerine göre hastanın kanında insülinin ne zaman fazla olduğu, şekerinin yemekten ne kadar sonra ve kaça kadar düştüğü çok daha objektif bir şekilde anlaşılmış oluyor.
 
Günlük programınızdan bir süre ayrı kalmak dışında size bir sıkıntı vermeyen, gazetenizi- kitabınızı okuyabildiğiniz ve en önemlisi aç kalmayı gerektirmeyen bu testin hipertansiyon, bazı tür ritm bozukluğu, migren, panik atak veya polikistik over sendromlu hastalarda da yapılması uzmanlarca öneriliyor.
 
 
Doç. Dr. Gökhan Özışık
İç Hastalıkları, Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı
Memorial Hastanesi

 

bu yazılar ilginizi çekebilir:

Bir Annenin gözünden; Normal Doğum mu Sezeryan mı?

Kardeş Kıskançlığı ve Kardeş Doğmadan Önce Alınabilecek Önlemler

 Gelişim Dönemleri (0 Ay-18 Yaş)

 Çocuklarla Evde Yapılabilecek 20 Aktivite Önerisi

 İstanbul'da Çocukla Gidilebilecek 40 Kahvaltı Mekanı!